Venedik Taciri / Tiyatro Pera…


0
Eğer “Bir tiyatroya gideyim, izleyeceğim oyun da üzerimde derin izler bıraksın!” derseniz, size tavsiyelerimden biri Beyoğlu, Tiyatro Pera‘da izlediğimiz “Venedik Taciri” olurdu.
Oyun, önemli bir ticaret merkezi olan İtalya’nın Venedik kentinde gelişiyor. Oyuna adını veren, yüksek burjuva Antonio, deniz aşırı ticaret yapmaktadır. Antonio’nun yakın dostu Bassanio ise (-ki bizce tüm ekibin en zayıf halkasıydı) burjuva dünyasının ihtişamı içinde tüm servetini savrukça yitirmiştir. Bassanio, Belmont’ta zengin bir kadın olan Portia ile evlenebilmek için Antonio’dan borç para ister. Antonio bütün parasını yatırdığı malları gemilerle çeşitli noktalara gittiğinden dostu için para taciri Musevi Shylock’tan faiziyle borç para ister. Shylock piyasada kazancına engel olan ve kendisini her fırsatta aşağılayan Antonio’ya borç para vermeyi ilginç bir koşul öne sürerek kabul eder. Shylock paranın vadesi karşılığında faiz yerine Antonio’nun vücudundan kalbine yakın bir yerden yarım kilo et ister. Antonio ise gemilerinden kazanacağı paraya güvendiği için bu ölümcül senete imza atmayı kabul eder. Anlaşma sonunda parayı alan Bassanio, Belmont’a gider. Portia, babasının vasiyeti gereği altın, gümüş, kurşun kutulardan birini seçerek kendi resmini bulan talipli ile evlenecektir. Resmi bulan Bassanio, Portia ile evlenir. Antonio gemileri battığı için Shylock’a borcunu ödeyemez. Shylock ise Musevi kimliği ve varoluşunu aşağılayan Antonio’dan intikam alabilmek için fırsatı değerlendirip Venedik mahkemesine başvurur. Venedik’ten gelen bu haber üzerine Bassanio arkadaşlarıyla Venedik’e gider.
Bu noktada Shylock, o müthiş tiradını söyler:
“salerio: Ne olmuş yani, borcunu zamanında ödeyemezse, etini alacak değilsin herhalde. ne işe yarar ki bu?
shylock: Balık tutmaya yarar. Kimseyi doyurmasa bile alacağım intikamı doyurur. Beni aşağıladı, yarım milyondan etti, zararlarıma güldü, kazancımla alay etti, halkımı hor gördü, işlerimi köstekledi, dostlarımı soğuttu, düşmanlarımı kızıştırdı. Neden yaptı bunları peki? Ben yahudiyim de ondan. Yahudinin gözü yok mu? Yahudinin elleri yok mu? Organları, boyu, posu, duyuları, duyguları, heyecanı yok mu? Aynı yiyecekle beslenmiyor mu, aynı silahla yaralanmıyor mu, aynı hastalıklara yakalanmıyor mu, aynı yollarla iyileşmiyor mu, aynı kışın ve yazın üşüyüp, ısınmıyor mu? Farkı ne hıristiyan insandan? Etimiz kesilince bizim de kanımız akmaz mı? Gıdıklanınca gülmez miyiz? Zehirlenirsek ölmez miyiz? Peki ya bize haksızlık ederseniz öcümüzü almaz mıyız? Her şeyde size benzediğimize göre, bunda da benzeyeceğiz tabii. Yahudi hıristiyana haksızlık edince, karşılığında göreceği iyilik ne? İntikam! Hıristiyan yahudiye haksızlık ederse, hıristiyan örneğine göre karşılığı ne olmalı? İntikam tabii! Hainlik etmesini sizden öğrendim, yine size uygulayacağım. Bu işi sizden çok daha iyi yapacağıma da güvenebilirsiniz.”
Para ticareti yapan Yahudi Syhlock ile Hıristiyan tacir Antonio, Venedik yasalarına göre hesaplaşacaklardır.
Oyunda Hıristiyan ve Musevilerin iş dünyasının eğlenceli ve gerilimli ilişkilerinde para, güç, mevki, aşk, ticaret, adalet kavramları sorgulanıyor. Venedik kenti, para ilişkilerinin ve borsanın olduğu gibi; aşkların ve karnavalların da merkezidir. Sularla çevrili kentin kanalları hem büyüleyici hem de ürkütücüdür. Kanallar, Yahudilerin yaşadığı Getto bölgesini de kentin diğer bölgelerinden ayırır. Venedik’in vazgeçilmez imajı karnaval ve maskeler, ticaretin, aşkın ve kentin gizli dünyasının da bir yansımasıdır. Karnaval, maskeler, Rialto Borsası, müzikler, danslar ve genelde Venedik kentinin büyülü atmosferi, oyunun da belkemiğini oluşturuyor.
Shakespeare’in 1500’lerin sonunda yazdığı oyun, Tiyatro Pera tarafından modernize edilmiş. Cep telefonları, laptoplar, internetten takip edilen borsa bilgileri. Ancak bu o kadar güzel bir şekilde yapılmış ki, sizi hiç rahatsız etmiyor.
Tiyatro Pera’nın oldukça küçük bir sahnesi var ancak bu dezavatajı, sizi oyunun içine çekmek için bir avantaj olarak kullanıyorlar. Resmen oyunun içinde, oyuncuların yanındasınız. Muhtemelen de bunun etkisiyle, oyun bittiğinde ben dahil salonun yarısı ağlıyordu:))
2008’den beri sergilen oyunun bugüne kadar almış olduğu ödülleri de belirtmeden geçemeyeceğim:
– 2008 Lions Tiyatro Ödülleri- En İyi Erkek Oyuncu
– 2008 Sadri Alışık Ödülleri- En İyi Erkek Oyuncu
– 2008 Afife Jale Ödülleri- En İyi Prodüksiyon Adayı, En İyi Erkek Oyuncu Adayı, En İyi Dekor Adayı
– 2008 Tiyatro Dergisi Ödülleri- En İyi Yönetmen Adayı, En İyi Erkek Oyuncu Adayı, En İyi Işık Ödülü
Dramaturgisini Şafak Eruyar’ın, dekor tasarımını Şirin Dağtekin’in, kostüm tasarımını ve maskları Nilüfer Moayeri’nin, ışık tasarımını Yüksel Aymaz’ın, yaptığı oyunun yönetmen yardımcısı Zeynep Özden. Oyunda görev alan sanatçılar ise, Mehmet Ali Kaptanlar, Nesrin Kazankaya, Can Başak, Muhammet Uzuner, Başak Meşe, Kayhan Teker, Mehmet Aslan, Zeynep Özden, Erdinç Anaz, Aytunç Şabanlı, Okan Kayabaş, İlker Yiğen

Like it? Share with your friends!

0
Özlem

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir