Gelecek Uzun Sürer


0

Gelecek Uzun Sürer Özcan Alper’in ikinci filmi. Onu Sonbahar filmiyle tanıyoruz. Alışıldık konular seçmiyor kendine ya da şöyle diyelim, yakıcı konuları alışıldık şekilde işlemiyor. Filmin konusuna aralarda çok az değinip çağrıştırdıklarını yazmak istiyorum. Çünkü film, o akış içinde sizi kendine alıp sürüklüyor ve izlerken de sürekli yeni soruları getiriyor. Herkeste ayrı olacağını düşünüyorum.

Ben neden sevdim bu filmi?

Farklı iklimleri buluşturduğu farklı acılara dokunduğu ve herkesin hafızasını yokladığı için… Eşit mesafe yaratma kaygısını durduğu yerden ödün vermeden yapabildiği için…

Sonbaharın açılış cümlesi Savaş bir gün biterse kendimize şunu sormalıyız: Peki ya ölüleri ne yapacağız? Neden öldüler?

Diğerinin kapanış cümlesinden sonra: her daim düşlerinin peşinde koşan, bir dönemin sabırsız çocuklarına…

Hepimizin ardında bir birkaç ölü vardır ararsak… Kürtlerin ardında Ermeniler, Ermenilerin ardında Türkler, Türklerin ardında Kürtler… Birleşen, tekleşen, eritilen kuşaklar… Gürcüler, Hemşinliler, Aleviler… Ölüler hafızamızdan yok olmazlar, ölüler yaşayanların gölgesi olarak hayata tutunmalıdırlar ve tutunurlar… Gölgenizden kaçamazsınız, en ummadığınız an hayaletler geri gelme gücüne sahiptir ve gelirler, merak etmeyiniz….

Yüzleşmek… Sumru eski acısı, ardındaki ölümle, Ahmet babası ve yeni aşkıyla, Yusuf geçmişiyle ve yeni aşkının çağrısıyla, kilisedeki amca annesinin ağıtı ve onun üzerinden ölen ağabeyiyle…

Böylesi sesi bol bir dünyada insanın sessizlik peşinde koşması, anlamı orada yakalaması ne kadar da anlamlıdır aslında… Ve mezarlar sessiz yerlerdir…

İki filminde de bana önce vasat bir filmle karşı karşıyayım hissini verip, zaman geçtikçe suskunluğa oradan bir duygudaşlığa taşıyabilme yetisini gösterebildiği için… Klişeler arasında bana suskunluğumu geri verdiği için…

Samimiyeti belki de? Diyebilir miyiz? Rahatlıkla diyebiliriz, bunu da benimle aynı yolları geçen ve geçmekte olan, bunu apaçık kabullenen, bu yüzden de bana bir cesareti verdiği ve bana bir anlamı hatırlattığı için diyebiliriz.

Sonbaharda başlayan (evet herkesten pek çok sonra bir Karadeniz kasabasında izledim, iyi ki de orada izledim), iki gün sonra Gelecek Uzun Sürer ile pekişen ve iki film arasında bana ortak bir nokta yarattığı için… En çok da bunu diyebiliriz belki…

Mezarlıklar biraz da yeniden doğuş ve yürüyüş mekanları değil midir?…

 

 


Like it? Share with your friends!

0
Eda

One Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir