Maldivler – Himmafushi Gezi Yazısı & Rehberi


0

İnsanlar Burada da Ölebiliyor! 

Foto-galerilerin söylediğinin aksine Maldivlerde de ölebiliyor insanlar.

Yapılan mübalağı eleştirmenin ötesinde, önümüze konulan “renkli, ulaşılmaz hayatlar” tablolarına alternatif bir yazı bu…

Genelde en güzel lagün, ada ve atollerin havadan çekilmiş “photoshop”lu fotoğraflarından tanıdığımız, %99,5’i müslüman 300.000 nüfuslu, deniz seviyesinden ortalama yüksekliğin 1,5m olduğu, Asya’nın hem nüfus hem, kara alanı bakımından en küçük ülkesi olan Maldivlerdeki 1192 adadan sadece 200’ünde yerleşim var. Bu adalardan Kaafu Atol’ünde yer alan Himmafushi üzerinden fotoğraflarla gerçek maldivleri anlatmak istiyorum size,

%99’u sularla kaplı olan bir ülke olduğundan tüm kasaba ve şehirlere (adalara) ulaşım tekneler ya da deniz uçaklarıyla sağlanıyor. Nüfusun 3’te 1’ini barındıran başkent Male’ye 17 km uzaklıkta, tipik bir Maldiv balıkçı kasabası olan Himmafushi nispeten yakın olduğundan tekneyle gidilebiliyor. Ben de kaldığım Resort/Otel Adasından yerel bir tekneye bindim Himmafushi’ye gitmek için.

Lagünlerin içindeki dinginlik insanı yanıltıyor olacak ki, Hint okyanusunun dalgaları arasında 30-40 derece yata yata giden tekne ve tekne dalgalara belli açılarla vurduğunda fışkırıp ön kısımda oturanları ıslatan su alışkın olmayan bünyelerde korkuyla karışık, heyecan yaratıyor.  Fışkıran sular, dalgaların geliş yönüne açtığım şemsiyem tarfından bertaraf edildip, tekneye neden şemsiye ile bindiğimi sorgulayan bakışlar,  zamanla ıslak yüzler ve çaresiz hüzünlü gözlere dönüştükçe kontrol edemediğim bir gülme alıyor beni…

Himmafushi’ye vardığınızda birkaç ambar ve balıkçı teknesinin yer aldığı küçük bir liman tarafından karşılanıyorsunuz ve bir de polis teknesi.

750 – 800 kişinin yaşadığı 750 metre genişliğinde 900 m uzunluğundaki adayı turlamak 20-30 dakikadan fazla zaman almıyor. Adada bir polis istasyonu ve buna bağlı bir polis aracı, bir ana okulu, bir ilkokul, biri kullanılmayan 3 adet camii ve bir sürü turist-tuzağı dükkan var.

Bir adada hangi kamu binalarının bulunacağını adanın popülasyonu belirliyor. Nüfus arttıkça daha büyük bir camii, ya da daha üst eğitim basamağında bulunan okullar inşaa ediliyor. Himmafushi’de nüfus artışına başlı olarak 3 adet camii inşaa edilmiş. En eski olanı, terkedilmiş. Şu anda Himmafushili “gangsta!” gençlere ev sahipliği yapıyor…

Himmafushi’de bir okulöncesi ve bir de ilköğretim seviyesinde eğitim veren iki okul var. Eğitimine devam etmek isteyen öğrenciler nüfusu daha fazla olan adalara teknelerle gidip gelerek eğitimlerine devam ediyorlar. Ben ziyaret ettiğimde ilköğretim seviyesindeki okulun bayrakları yarıdaydı. Su/Deniz araştırmaları dersinin saha gezisi sırasında 2 öğrenci boğularak ölmüş… İnsanlar Maldivler’de de ölebiliyor. Genelde yetersiz imkanlar ve bilinçsizlikten…

Ne yazık ki Maldiv halkı için Maldivler’deki yaşam, resort adalardaki kadar masalsı değil. Etrafı engin maviliklerle kaplı olan küçük kara parçalarında yaşayan bu halk için scooter sahibi olmak bile nimet… 1965’e kadar İngiliz egemenliği altında olan Maldivler, temel olarak turizm ve balıkçılık olarak ikiye ayrılabilecek kadar az bileşenli, zayıf  bir ekonomiye sahip. Öyle ki 1957’de İngilizlerin kurup karşılığında Maldiv Hükümetine yıllık 2000 sterlin kira ödediği stratejik hava üssü 1975’te kapatıldığında, üssün sağladığı istihdam ve yarattığı talep kaybolduğunda maldiv ekonomisi ciddi bir kriz yaşamış.

Eğitim eksikliği ve yabancı çalışanların fazlalığından dolayı turizm sektöründe iş bulamayan maldivliler için düşük ücretlere çalıştıkları balıkçılık sektöründense, köpek balığı dişi, mercan kolyeler gibi yerel değerleri fahiş fiyatlardan adalarını ziyarete gelen turistlere satmak cazip bir seçenek. Himmafushi’de de ingilizce bilmeyen yaşlılar el arabasında el yapımı hediyelikler satarken, ingilizce bilip dükkan açabilecek kadar şanslı olanlar limana yanaşacak tekneleri gözlüyor. Kolunuz yapışıp nereli olduğunuzu soran kırık ingilizceli dükkan çalışanları, kolay kolay peşinizi bırakmıyor. Tuhaf olan bu yerel adada satılan hediyeliklerin, otellerin pahalı hediyelik bölümlerinde/mağazalarında satılan ürünlerden daha pahalı olması.

Para kazanmanın zor olduğu maldivlerde, halk için bir seçenek te hükümet işleri. Orada bulunduğum dönemde yerel seçim adaylarının fotoğraflarının yeraldığı seçim afişleri asılıydı duvarlarda. Anladığım kadarıyla Himmafushi’de, 30 yıl boyunca ülkeyi yöneten Maumoon Abdul Gayoom ile beraber 2009’da yapılan ilk çok partili seçimin  kaybedenlerinden biri olan ve kendisini muhafazakâr liberal olarak tanımlayan DRP (Dhivehi Rayyithunge Party) destekçileri fazlaydı. 2009 seçimleri kazananı, demokrasi ve insan hakları savunucusu MDP (Maldivian Democratic Party) ve nispeten daha yenilikçi adayların fotoğraflarının yırtıldığını gördüm. Yönetimin İslam dışındaki tüm dinlerin gelenek ve ibadetlerini kesinlikle yasakladığı bir ülkede farklılıklara tolörans gösterildiğini söylemek pek mümkün değil. (Bu arada nemli ekvator ikliminde, günlük yaşamlarında kravatı pek sık kullanmıyor olacaklar ki, adayların hepsi fotoğrafçıdaki kravatları kullanmışlar. Afişteki 5 aday 3’lü ve 2’li gruplar halinde aynı kravatı kullanıyor)

Maldivli politikacılar insan hakları konusunda çok duyarlı olmasalar da, çevreye oldukça duyarlılar. Maldivler doğadaki karbon izini sıfıra indirgemeyi amaçlayan sosyal politikaları ilk benimseyen ülkelerden. Adalarda ki carbon bazlı kaynakların kutlığı düşünüldüğünde, bolca sebeplendikleri güneş ve rüzgar enerjisinden yararlanmayı seçmeleri çok ta zor bir karar olmasa gerek. Himmafushi gibi yerel adalarda ev yapımında kullanılabilecek meteryallere ender rastlandığından, evlerde temel yapıtaşı olarak mercanlar kullanılmış, ta ki hükümet mercanları koruma altına alan bir yasa çıkarana kadar. Artık evler, ülkedeki malların büyük çoğunluğu gibi başta Hindistan olmak üzere komşu ülkelerden ithal edilen, çimento ile yapılıyor. Ufak bir kolye ucunun bile yüzlerce lira olabildiği mercanın, ev yapımında alelade bir kaya olarak kullanılması, nesnelerin, kaynakların ve kavramların içlerinde bulunduğu ortamlara göre değer kazandığının kanıtı niteliğinde…

Tarihi boyunca yaşadığı, din değiştirme süreci, İngiliz sömürgeliği, monarşi, cumhuriyet geçişleri, darbe girişimleri, yoksulluk ve imkansızlığın yanında, hem bir armağan hem de bir lanet olan coğrafi konumu, ülke gelirinin büyük bölümünü oluşturan turizmin bir numaralı sebebiyken, küresel iklim değişimi neticesinde karşılaştığı, kaçınılmaz yok oluş sürecinde ülkenin en zayıf noktası. 2004’te yaşanan tsunami felaketinde, en yüksek noktası 2,3 metre olan adalara çarpan 4m boyundaki dalgalar, 9 ada hariç diğer tüm adalarda su baskınları meydana getirirken, ülkenin tüm altyapısına ciddi zararlar verip, 14 adanın boşaltılıp, bunlardan altısının üzerindeki herşeyin tamamen yok olmasına, yirmi bir resort adanın ağır hasar alıp kapatılmasına, altısı yabancı 108 insanın hayatını kaybetmesine ve yaklaşık 400 milyon dolar maddi hasara sebep olmuş. Okyanus ortasında yapayanlız duran, küçük adalar ülkesinin, yaşanan tüm kayıplara rağmen,  Tsunamiyi  ucuz atlattığını söyleyebiliriz. Karaya vurduğunda onlarca metre yüksekliğine ulaşabilen dalgalar, maldivlerin, kıta kütlesinden yoksun boşluklu yapısında, yavaş yavaş yükselen bir tabana çarpıp yükselme fırsatı bulamayıp, yaklaşık 4 metre gibi bir dalga boyu ile sınırlı kaldığından, Maldivlerin çok daha ölümcül sonuçlar doğurabilecek bir felaketi, nispeten ufak yaralarla atlatmasını sağlamıştır.

Maldiv resort otellerinin bir çoğunun, yarıdan fazla binası ve bu binaları bağlayan ahşap yaya yolları denize çakılan kaazıklar üzerine inşaa edilmiştir. Himmafushi’den, kaldığım resort adaya dönüş yolunda, tsunaminin harabeye çevirdiği,karayla bağlantısı kopmuş, tesis binalarını birbirine bağlayan iskeleleri yıkılmış, otellere rastlıyorum. Masmavi denizin ortasında dağınık ve yalnız başına duran suitler, bar ve restoran 2004’ten bu yana doğa koşullarına direnemeyip solgun bir renge bürünmüş. Ön yüzeyleri cam olan suitlerin içinde rahatça görülebilen, bozulmamış yataklar, oldukları yerde duran mini buzdolapları, sandalyeler hiçbirşeyin değişmediği, hayatın devam ettiği izlenimi yaratırken, suitlerin deniz tuzundan solmuş boyaları, sonu hiçbiryere çıkmayan yıkık iskeleler, yollar ve merdivenler bunun tam tersi bir hikaye anlatarak, dramatik bir terkedilmiş tablosu çiziyor…

Maldivlerin modern zaman harabelerini arkamızda bırakıp, üzerinde 1 adet hindistan cevizi ağacı bulunan mini bir adanın etrafından dolaşıp resort adaya dönerken, hint okyanusunun çalkantısını ve maldivler halkının 3. dünya problemlerini geride bırakıp, lagünün çarşaf gibi suları ve kokteyller, spa masajları, tropik meyvelerle dolu boyalı dünyasına giriyoruz…

[mappress mapid=”5″]


Like it? Share with your friends!

0
Erman

3 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Maldivli olarak yazyi begendim. Ama insanlar caresilige getiren asil nedeni 30 senlik yonetimdir.